ATİPİK ANOREKSİYA NEDİR VE NEDEN TEHLİKELİDİR?

28.04.2020
381
A+
A-
ATİPİK ANOREKSİYA NEDİR VE NEDEN TEHLİKELİDİR?
sasoftmedia

Beden ve ruh sağlığı üzerine içerikler yayınlayan mindbodygreen adlı sitede Dr. Ovidio Bermudez’in şu cümlesi dikkatimi çekti: “Birinin yeme bozukluğu yaşayıp yaşamadığına beden ölçülerine ya da kilosuna ve görünüşüne bakıp karar veremeyiz.” Daha önceki yazılarımda yeme bozukluklarının ırk, etnik köken, cinsiyet, yaş ya da sosyal-ekonomik durum ayırt etmeden toplumun hemen her kesimini etkileyen ciddi fiziksel ve ruhsal rahatsızlıklalar olduğunu vurgulamıştım. Ama sanırım bu hastalıkların sadece çok zayıf ya da çok şişman insanlarda görülmediği, aksine görünüşün hayli yanıltıcı olabileceği üzerinde pek durmadım. Dolayısıyla bu hafta “atipik anoreksiya” adı verilen yeme bozukluğundan bahsedelim istedim.

ABD’nin ruhsal hastalıkları tanılamak için yayımladığı kitapçığın son basımında da artık bir yeme bozukluğu türü olarak kabul edilen “atipik” anoreksiya ile “standart” anoreksiya arasında pek çok benzerlik bulmak mümkün. Yine, Dr. Bermudez’e göre her iki yeme bozukluğu türünde de kilo verme arzusu, kilo almaktan aşırı korku duyma ve olumsuz bir beden algısına sahip olma gibi durumlar ön plana çıkıyor. Atipik anoreksiyayı diğerinden ayıran ise, bu rahatsızlıkla mücadele eden insanların kilo açısından “normal” bir tablo çizmeleri. Tahmin edeceğiniz üzere, kişinin BMI endeksine göre sağlıklı bir kiloda olup olmadığına karar vermeye meyilli sağlık sistemimizde atipik anoreksiya yaşayan insanlar çoğu zaman gerekli yardım elini bulamıyor, tedavi olmak bir yana hastalıklarını bile tanıyamayabiliyor ve bu süreçte gittikçe daha fazla hasta oluyorlar.

Sick Enough kitabının yazarı Jennifer L. Gaudiani, kendi klinik tecrübelerinde atipik anoreksiyayla mücadele eden insanların aşırı zayıf olmadıkları için yeme bozukluğu yaşadığına inanmadıklarını gözlemlediğini ifade ediyor. Yani hastaların kendisi de basmakalıp fikirlerin tutsağı olmuş durumda.

Gaudian’a göre, yeme bozukluğu yaşandığını gözden kaçıran sağlık profesyonellerinin, hastaları verdikleri her kilo için tebrik etmesi ve sıkı bir diyetle kilo vermeye devam ederek “sağlıklı” kilolarına gelebilecekleri yönündeki teşviki durumu daha tehlikeli sulara çekiyor. Çünkü hastalığı iyileştirmek için izlenen kısıtlayıcı beslenme düzeni tam aksine kişiyi sağlıksız bir hayata mahkûm ediyor. Gauidan, yeme bozuklukları konusunda uzmanlaşmış bir kliniğin yaptığı çalışmadan da bahsediyor. Buna göre, kliniğe başvuran atipik anoreksiya tanılı hastalar fiziksel ve psikolojik olarak en az tipik anoreksiya nervoza hastaları kadar sağlık sorunu yaşıyorlar.

Bedenlerimizi minicik bıraktığımız için bizi öven bir dünya

Atipik anoreksiyadan iyileşmekte olan ve beden olumlama hareketini savunan moda yazarı Shira Rose’un anlattıkları bu rahatsızlıkla mücadele eden insanların güç durumunu ne de güzel özetliyor: “Kilo vermeye başladığımda davranışlarımın aslında sağlıksız olduğunu ve beni gittikçe çıkmaza götürdüğünü uzun zaman inkâr ettim. Önümü göremiyordum. Tüm bu sırada etrafımdaki dünya, kendimi aç bıraktığım, bedenimi küçülttüğüm için beni nasıl da övüyordu. Kısıtlı bir beslenme düzeni sürdürdüğüm aylardan sonra dayanamadığım bir an geldi ve bayıldım. Merdivenlerden düşüp burnumu kırmama rağmen kimse de karşıma çıkıp yeme bozukluklarından bahsetmedi, beni doğru bir tedaviye sevk etmedi. Sanırım bunun nedeni, kilo verdiğim tüm o aylarda, şişman sayılan görüntümün ortalama bir beden görüntüsü kazanması ve anoreksiya nervoza hastalarında görmeye alıştığımız şekilde hiçbir zaman aşırı zayıflamamam olmuştu.

Dr. Bermudez’in mindbodygreen’le yaptığı söyleşide ifade ettiği üzere atipik anoreksiya da diğer yeme bozuklukları gibi fiziksel ve psikolojik komplikasyonlara neden olmakta. Bermudez şöyle devam ediyor: “Kişinin kilosu ne olursa olsun, uzun süre yetersiz beslenen bedende ciddi komplikasyonlar görülüyor. Kısıtlı beslenmenin getirdiği enerji kaybı, tipik anoreksiya nervozada gördüğümüz gibi aşırı zayıflamaya götürmese bile bedende telafisi zor, ciddi zararlar bırakıyor. Atipik anoreksiyayla mücadele eden insanların kiloları ‘normal’ aralıkta seyrettiğinden onların durumunu gerek biz sağlık hizmeti sunanlar gerek toplum gözden kaçırıyoruz ve haliyle etkili bir tedaviye başlamak için çok değerli zamanlar harcanıyor.

Dolayısıyla, yeme bozuklukları teşhisinde kişinin kilosuna takılıp kalmamak, durumu daha geniş bir bakış açısından değerlendirmek çok ama çok önemli.

Teşhis gözden kaçırılıyor

Sağlık sektöründen tıbbi destek sunan kuruluşlara, kısıtlı beslenmeyi teşvik eden diyet kültüründen iyi niyetli aile ve arkadaş çevresine kadar koca bir dünyadan şu mesajı alıyoruz: Küçük her zaman daha iyidir. Zayıflık her zaman güzellik ve sağlıktır.” Bu sözler yeme bozuklukları ve beden algısı üzerine klinik çalışmalar yapan beslenme uzmanı Marci Evans’a ait. Sağlıksız bir zayıflığı ve ince bedenleri el üstünde tutan toplumlarımızda yeme bozukluklarının teşhisi de tedavisi de hayli zor. Hatta çoğu zaman hastaların kendisi bile tedavi için doktora başvurmaktan, yakınlarından destek istemekten uzak duruyor. Çünkü “ortaya çıkmaya” utanıyorlar.

Daha önce de pek çok kez altını çizdiğimiz gibi yeme bozukluklarına yol açan çeşitli faktörler var. Genetik yatkınlıktan başlayarak travmaların, okul değiştirme, boşanma veya ölümler gibi zor durumların ve elbette diyetlere kadar pek çok faktörün varlığından bahsedebiliriz. Ama unutmamamız gereken daha önemli bir şey var: Yeme bozuklukları bir tercih değildir. Bizler bile isteye kendimizi aç bırakmıyor ya da tıkanırcasına yeme nöbetleri yaşayıp ardından büyük pişmanlıklarımızla kusma ya da aşırı egzersiz gibi zararlı yöntemlere başvurmuyoruz. Evet, yeme bozuklukları bir tercih değil ama tedavi olmayı istemek ve uzanan yardım ellerini sıkıca tutmak bizim tercihimiz, bizim kararımız.

Tedavisi mümkün

Atipik anoreksiya hastalarının kurtuluş yolu da öncelikle “yeterince hasta” olduklarını kabul etmekle başlıyor. BMI endeksine göre “normal kiloda” veya “kilolu” olup olmadıkları önemli değil; atipik anoreksiya da diğer yeme bozuklukları kadar tehlikeli; dolayısıyla, kişinin bedeninde oluşan enerji açığını gidererek fiziksel ve psikolojik destekle iyileşmesi gerekir.

ABD merkezli Ulusal Yeme Bozuklukları Birliği’ne göre (NEDA), atipik anoreksiyanın tedavisinde kişinin durumunun ciddiyeti oranında bir süre hastanede yatması gerekebileceği gibi hastane-ev arasında belirlenen bir rutin de yeterli olabilir. Fiziksel komplikasyonların giderilmesine yönelik tedaviyle birlikte bilişsel davranışçı terapi, diyalektik davranış terapisi, maruz bırakma terapisi gibi psikolojik tedavinin de dahil edildiği bir iyileşme planı yürütmek çok önemli.

Araştırmalar, yeme bozukluklarına birden fazla faktörün neden olduğunu, dolayısıyla tedavinin de disiplinler arası bir yaklaşımla tıbbi komplikasyonlar üzerinde çalışan bir hekim, psikiyatrist, klinik terapist ve beslenme uzmanından oluşan bir ekiple sürdürülmesi gerektiğinin altını çiziyor. Ayrıca, kişinin kaygı ve korkularını dindirmeye yardım edecek meditasyon, yoga ve günlük tutma gibi teknikler de faydalı olabiliyor ama elbette bunların hiçbiri profesyonel tıbbi tedavinin yerini alabilecek iyileşme yolları değil.

Yeme bozukluklarıyla mücadele zor, çetin ve yıldırıcı. Ama iyileşmek mümkün. İyileşebiliriz.

Çok uzun süre yeme bozukluklarıyla yaşayanlarımız bile bu durumdan tam anlamıyla kurtulabilir ve bir yerde kendi yarattığımız bu hapishanenin parmaklıklarını bir daha geri dönmemecesine arkada bırakabilir. Kolay değil. Tek başına olmaz. Ama güvendiğimiz ve aynı şekilde bize inanan insanların desteğiyle ve düştükçe yeniden ayağa kalkmaktan vazgeçmediğimiz sürece yeme bozukluklarının çaldığı hayatları ondan geri alabiliriz.
Umut ve sağlık dolu haftalar!

Kaynak: https://www.uplifers.com/atipik-anoreksiya-nedir-ve-neden-tehlikelidir/#ixzz6KvEK8Mes

Psikologlar Burda
Psikologlar Burda
Huzurlu bir yaşamın başlangıcı...
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.