psikologlarburda

AYNALAMA KAVRAMI

06.09.2019
217
A+
A-
AYNALAMA KAVRAMI
sasoftmedia

Aynalanma kavramı Heinz Kohut’un kuramının temel kavramlarından biridir. Kohut’a göre tüm çocuklar primer narsistirler. Optimal kırılmalar yaşayarak sekonder narsizme geçerler. Ama bu, çocuğun yerinde ve yeterince aynalanması ile mümkün olur. Çocuk ilk başardığı şeyden itibaren onanmayı bekler.

Eğer grandiöz kendilik ebeveyn tarafından sen büyüksün sen muhteşemsin sen harikuladesin şeklinde desteklenirse primer narsizmden sekonder narsizme geçer. Eğer çocuk ebeveyn tarafından desteklenmezse bu yapı ağır bir kırılmaya uğrar ve gelişimsel duraklamaya sebep olur ve ömür boyu birincil aynalanma isteği içinde her ortamda kendisinin fark edilmesi için uğraşır.

Anneyle etkileşim

Anne tarafından çocuğa her türlü yaklaşım tarzı  duyguları kontrol etme, düşünceleri kontrol etme, eğitim ve öğretim gibi anne tarafından geliştirilmiş tüm beceriler  yavaş yavaş çocuk tarafından içselleştirilir bu içselleştirilmelerden sonra çocuk doğal seyrinde annenin yapmış olduğu bir takım fonksiyonları zaman içerisinde farkında olmadan kendi yapmaya başlar  çocuğun  anneden almış olduğu  tüm düşünceleri duyguları ve davranışları yönetebilme kapasitesi  dönüştürerek içselleştirme sürecinin ürünüdür. Bireyler primer narsisistik yapıdan sekonder narsisistik yapıya bu şekilde geçerler.

Bir çocuk annesi veya  etrafındaki bakıcılar tarafından desteklenir onaylanır aferin denir ise zaten hayatın gerçekliği nedeniyle her şeyin yerinde ve tam olarak karşılamak mümkün olmadığından çocuğun hazmedebileceği kaldırabileceği kapasitede çocuk optimal kırılmalar yaşar bu kırılmalar onun primer narsisistik yapısının sekonder narsisistik yapıya evrimleşmesini sağlar. Bunun olabilmesi için iyi bir bakım veren annenin olması, çocuğun ihtiyaçlarını empatik bir şekilde hissedebilen bir annenin olması, çocuğun açlığı mı ağrısı mı sızısı mı neyi var onu anında algılayan onu hisseden ona uygun pozisyon alan bir annenin varlığıyla mümkün olabilecek bir şeydir. anne kendi derdi ve ısdırabı içindeyse, depresyondaysa böyle bir durumda çocuğun ayanlanma ihtiyacını karşılayan bir anne olamaz böyle bir durumda çocuk ömür boyu bu aynalanma ihtiyacını kapatmaya çalışır sürekli patinaj yapmakla devam eder.

Çocuğun ayağı halıya takılır ve düşer. Bir anlamda ‘ dünya yıkıldı koskoca tanrı yere düştü’ burada Kohut’a göre kendliğin birinci kutbu çökmüştür fakat kişi bu kutup çökmesini kabullenemez hemen ikinci kutbu devreye sokar ikinci kutup kendiliği adına işlem yapan orada bir avukatı vardır o da annesidir. Anneye koşar anne de muhteşem öpüşüyle ayağı iyileştirir. Orada kendiliğin o muhteşem tanrısal gücü geçici olarak anneye verilmiştir. Annenin bir gücü olduğundan değil. O,  onun gücüdür. İşte der ki; sen muhteşemsin ben de senin bir parçan olarak bu muhteşemliği sürdürüyorum. Birincisinde ben muhteşemim sen benim bir parçamsın ikincisinde sen muhteşemsin ben senin bir parçanım.

İkinci kutupta muhteşem ebeveyne ihtiyaç duyar baba sen muhteşemsin  değil mi. ‘Evet’.Eğer baba bu yüceleştirmeyi kabullenemiyorsa çocuğun önünde mahcup bir duruma düşüyorsa bu hatta da durma meydana gelir. Anormal olabilmek primer narsisistik yapıda kalabilmek için iki hatta da bozukluk olmalıdır eğer bir hat normal ise problem oluşmaz. İki hat birden bozuk olduğunda gelişimsel duraklama olur.

Eğer kişide anne tarafından geliştirilen birincil aynalamada bir eksiklik varsa hayatı boyunca hep kendini göstermeye çalışan grandiöz kendilik hakim olur. Her yerde her şeyi başaracağını iddia eden projeci insan tipi çıkar karşımıza ve diğerlerinden hep onay ve aferin bekleyken bir insan olur. Muhteşemliğinin görülmesini uman bir yaşındaki çocuk olarak hayatına devam eder.

İkinci kutupta, baba tarafında bir bozukluk var ise, bir örgüte, bir organizasyona katılır. Kendisinin o organizasyonun parçası olmaktan gurur duyan ömür boyu hep bir şemsiyenin altında yaşama arzusu duyan kişi olur.

Aynalanma çeşitleri

Birincil aynalanma:

Kişi kendini ortaya koyar.’ Ben muhteşemim beni beğen der’ .anne çocuğun grandiöz kabarması karşısında aferin, Ne güzel ne muhteşemsin der. Karnesini alan çocuk eve gelir coşkuyla annesinden övgü bekler annesi çocuğun bu coşkusuna eşlik eder ve aferin  diyerek aynı coşkuyla sarılır. Birincil aynalanma ihtiyacını karşılamış olur.

İkincil aynalama:

‘Benim babam Toyota gibi adam’ buna çok güzel bir örnek. Burada şemsiyesi altına sığınılan gücün büyüklüğü ve muhteşemliğinden duyulan aynalanma ihtiyacı vardır. Baba da gene evet oğlum ben diğer babalardan daha akıllıyım daha güçlüyüm diyorsa ikincil aynalanma ihtiyacını gideriyordur. Burada babasına sen güçlüsün derken aslında biz güçlüyüz diyerek kendisi de onaylanmaktadır.

Ters ayanlama:

Çocuğun beklentileri yönünde değil de tersi yönünde cevap vermek. Örneğin çocuk elinde karneyi almış koştura koştura geliyor. Bak diyor beş aldım babaanne. Baba bakıyor bak diyor 4 var biz senin zamanında diyor ekmek yok aş yok ışık yok elektrik yok ne zorluklar içinde okula giderdik karnemiz senden iyiydi veya anne tam takdir ederken aynalarken  aferin kızım aslanım derken burnundaki sümük ne diyor. Bu çok ciddi kırıcı, çocuğun iç dünyasında kontrol etme mekanizmalarını yok edicidir. Kişi hayatının her anında bir şeyi başarırken tam başarının odağında iken birisinin onu eleştireceği adeta burnundaki sümük ne diyeceği korsuyla yaşar.

Onun için hiçbir zaman ortamlarda kendini rahat ve iyi hissedemez primer narsisitik yapıda kalır. Yani empati yapamayan uygunsuz davranış şekli ortaya koyan ebeveyn. Ve ya çocuğunun o duygusal coşkusuna iştirak ederken coşkunun tam ortasında kendini bir başka yöne çeken anne. koltuğa bakıyor, perdeye bakıyor, televizyondaki diziye bakıyor çocuğun kendisindeki coşkusal olarak döngüsü tamamlanmadan o coşkuyu tam ortada kesen bir dikkat ve ilgi çocuğu mahveden aynalama çeşitlerinden bir tanesidir.

Aşırı aynalama :

Çocuğun arzularıyla gerçeklik arasındaki yayın optimal düzeyde açılıp yavaş yavaş gerçekliğe adapte olarak sekonder narsizmin gelişmesi için fırsatın oluşturulmamasıdır. Aşırı doyurulması çocuğun ihtiyaçlarının anında karşılanmasıdır. Yerince  ve yeterince optimal kırılmaya uğramayan çocuk hep beslenirse, makasın açılmasına fırsat vermeyip de makas yan yana giderse çocuk bu doygunluk karşısında hayatın gerçekliğine adapte olamaz .sürekli bir hak edilmişlik duygusuyla o doygunluğun devamını isteyen bir döngü içinde olur.
Örnek;
– Ben yakışıklıyım değil mi?
– Hem de çok.

Yetersiz aynalama:

Çocuğun kendiliğinin beklentisinin altında onanmasıdır. Örnek; “Bak ne kadar güçlüyüm” diyen bir çocuğu annenin ‘eh’  diyerek geçiştirmesi.

Kaynak: http://www.terapienstitusu.com.tr/tr/yazilar/53/aynalanma-kavrami-ve-kisilik-olusumunda-etkisi.html

Editör
Editör
Merhaba, paylaşılan yazılar ile ilgili veya başka bir konu hakkında görüş ve önerilerinizi, psikologlarburda@gmail.com mail adresine iletebilirsiniz. Sevgiler...
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.