psikologlarburda

BAĞLANMA ÜZERİNE BİR YAZI

08.05.2019
205
A+
A-
BAĞLANMA ÜZERİNE BİR YAZI
psikologlarburda

Merhaba Sevgili Okur: 

Bu mektubu sana taaa ötelerden bir yerlerden yazıyorum. Yukarıda senin için çizdiğim dubleks evi görüyor musun? Sıfır, anahtar teslim bir ev. Bu ev senin beynin. Çocukluğunda sana teslim ediliyor. O yanda gördüğün çıkıntılar kablolama sistemi. Ben sonradan ekledim onları. Doğduğunda sadece en alt katta kablo döşeli oluyor. Üst kat ve aradaki bağlantıyı sevgili ebeveynlerin döşetiyor zamanla 🙂 Üst kat “Sofistike Beyin” dediğimiz kısım. Mantık ürütme, planlama yapma, konuşma, karar verme ve dürtülerin kontrolü gibi işlemler burada yürütülüyor. Evin lüks bölümü burası 🙂 Alt kat daha düz. “İlkel Beyin” adı veriliyor. “Amigdala” da zaman zaman duyarsın, bu bölümdür. İlkel beyin yani alt kat daha hayati fonksiyonlar için kullanılıyor. Nefes almak, yemek yemek, uyumak, hayatta kalmak için gereken refleksler, cinsel dürtüler.. gibi.  

Beynimizin içinde milyarlarca sinir hücresi bulunuyor. Bunlar doğuştan var olan hücreler. Hayatımızda yapıp ettiklerimiz, ebeveynlerimizin bizlere davranışları, bakışları, sarılmaları, sallamaları vs. bu sinir hücrelerinin kümelenerek bir yerlerde birikmesine yardımcı oluyor. İşte bu kümelenmeler benim yukarıdaki resme sonradan eklediğim kablolama sitemleri. İlk katta kablolama doğuştandır demiştik. Yani kendimizi koruma içgüdümüz, acıktığımızda ağlamamız, annemiz meme verdiğinde gösterdiğimiz emme refleksleri doğuştan bildiğimiz bazı bilgiler. Bu bilgiler olmasa hayatta kalamazdık. Bu kablolar iyi, hoş, güzel. Esas konu üst kattaki yani sofiftike beyindeki kabloları oluşturmak. Bu kabloları ebeveynlerimiz oluşturuyor demiştik. Peki nasıl oluşturuyorlar? Ebeveyn çocuğa güvenli bir yaşam sağlar, ona güven verir, bebek ihtiyaçlarını belli ettiğinde yani ağladığında ya da bir isteği olduğunda hemen onu karşılar ve sevgiyle, şefkatle bebeğine yaklaşırsa; çocuk da dünyayı güvenli bir yer gibi algılamaya başlar. Sıfır kilometre nöronlar güvenli dünya kümelenmeleri oluşturmaya başlar ve çocuk rahatlar. Kablolama işinin tamamlanması ve çalışması için bu nöronların birbirlerine sağlamca bağlanması önemlidir. Yani ebeveyn çocuğuna her seferinde sevgi, ilgi ve olumlu duygulanımlarla yaklaşırsa kablolama sağlam olmuş olur. Bu kablolama işinin bitmesi ve düzgün çalışması için epey zaman gerekiyor. Bu zaman zarfında tekrar tekrar ebeveyn çocuğa olumlu duygulanımını yansıtmalı. Gerek göz teması kurarak, gerek bebeğini sevgi ile sarıp sarılarak, gerekse kucağında sallayarak….  

Bedenimizin sakinleşmesi ve dengede kalması durumuna “Regülasyon” adı veriliyor. Bebeklerin de tıpkı yetişkinler gibi regülasyona ihtiyaçları var. Ağladıklarında onları zorla susturmaya çalışmak yerine olumlu bir duygulanımla gözlerine bakmak: “Ağlayabilirsin sevgili yavrum, bu süreçte annen-baban-ebeveynin olarak enin yanındayım, seni sevmeye ve seninle ilgilenmeye devam edeceğim” gibi regüle edici yani sakinleştirici cümleler kurmak çok daha sağlıklı olacaktır. İnsan beyni ilişkiden beslenir. İlişki kurduğumuz sürece var oluruz. Bebeğinizle ne kadar sağlıklı, ne kadar sakinleştirici bir ilişki kurarasanız; bebeğiniz de büyüdüğünde diğer insanlarla, sizinle ve çevresiyle ve hatta büyüdüğünde kendi çocuğu ile sizden öğrendiği bu sağlıklı ilişkiyi o kadar sağlam sürdürür.  

Gelelim yukarıdaki eve. Amigdala dediğimiz alt bölüm ilkel beynimizin hayatta kalma alanı. Her ani seste,her kapı çaldığında, her ağladığımızda, beklenmedik bir sebepten dolayı ani bir şeyler yaşandığında bu bölümü regüle etmez, sakinleştirmez ve hatta aksine daha da körükler, bağırır çağırır, sert tepkilerle beslerseniz, korkutursanız ya da çok yalnız bırakırsanız herkesi ve her şeyi hırsız sanıp iyice yabanileşir. Karanlık ve izbe bir yere dönüşür. Yalnız bırakılmış, ilgisiz bırakılmış çocukları düşünün. Ne kadar hırçın ve saldırgan olduklarına bir bakın…  Belli ki yalnız ve ilgisiz bırakılmışlar. Ebeveyn korkutan, yalnız bırakan, ilgisiz bırakan biriyse ilişki kurmuyor, kucağına almıyor, bebeği sakinleştirmiyor ve görmezden geliyorsa beynin alt kısmı kendini nasıl sakinleştireceğini hiç öğrenemiyor. Korkan kişiler bu durumda ne yaparlar? Yapabilecekleri üç temel şey var: KAÇ, SAVAŞ ya da DON!. Öfke nöbetleri neden geçiriliyor şimdi fark ettiniz mi?  

Köpek havladığında “Bu korkutucu bir sesti, ama şimdi geçti. Artık güvendesin!” diyebilecek bir ebeveynimiz olmadığında kendimizi nasıl regüle edeceğimizi öğrenemiyoruz. Yetişkin olduğumuzda öfkelendiğimizde, olaylar istediğimiz gibi gitmediğinde de kendimizi sakinleştirmenin bir yolunu bulamıyor ve öfke nöbetleri geçirerek sevdiklerimizi incitiyor, sonra pişmanlık duyuyoruz. Neyse ki insanoğlu ilişkiye açık ve gelişebilir bir varlık. Kendimizi regüle etmek için kritik yaşlar çocukluk dönemleri, özellikle 0-6 yaş dönemleri olabilir. Ancak o dönemlerde bunu ebeveynlerimizden sağlayamamış olmamız dünyanın sonu anlamına gelmiyor. Telafisi mümkün. Nasıl mı? Kendimize çevrede kendisini ve etrafındaki kişileri sakin bir şekilde regüle edebilen arkadaşlar, sevgililer, akıl danışabileceğimiz büyükler bularak. Hiçbiri yoksa regüle etmede başarılı bir terapiste giderek bu ihtiyacımızı karşılayabilir ve ebeveynlerimizin eksik bıraktıklarını tamamlama fırsatını kendimiz oluşturabiliriz. Sonuçta ev bizim evimiz. Onu harabe bırakmak ya da rengarenk çiçeklerle dolu, temiz ve sıcacık çorbası ocağında tıngırdayan, mutlu, huzurlu ve sakin bir yuvaya dönüştürmek de yine bizim elimizde. İlişki kur sevgili okur. Temas et, sarıl, sevdiğini ifade et, sevdiğin kişileri regüle et, ol bol göz teması kur, sinirlenenlere sarıl, önce onun ilkel tarafını dengeye getir, sonra konuş sakince, sevgi ve şefkatle… Artık nasıl yapılacağını biliyorsun. Hadi bir an önce yoluna koy, düzenle şu evini de bir kahve içmeye gelelim. 🙂 Yeni halini görmek için sabırsızlanıyorum… Sevgiyle kal ilişkiyle kal… 

Kaynak Kitap: Işığın Yolu-Nilüfer DEVECİGİL 

Asena Merve ERGUN
Asena Merve ERGUN
**Çocuk, Ergen ve Yetişkin Terapisti **İşitme Engelli Bireyler Terapisti **Cinsel Terapist Uzman Klinik Psikolog Bilgi ve randevu için: 05360570790 merveergun@msn.com
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.