psikologlarburda

Boşanma Ve Çocuk

02.11.2018
1.154
A+
A-
Boşanma Ve Çocuk
sasoftmedia

Boşanma, eşlerin birlikte yaşamaktan vazgeçtiği, ayrı yaşam alanları oluşturdukları, yasal olarak karı koca olmadıklarını tanımlamak için kullanılan ayrılık ve beraberliğin sona erdiği bir süreçtir. Boşanma bir süreçte gerçekleşebileceği gibi psikolojik ve sosyal olarak bireysel ve aile ilişkilerini değiştiren etkisi yıllar boyu devam edebilir.  

Boşanma krizinin bir başka benzeri yoktur. Yas sürecine benzer şekilde Yâdsıma (inkâr), Öfke, Pazarlık evresi, Kabullenme (depresif bulgular eşlik edebilir) olmak üzere 4 döneme ayrılan duygusal değişimler boşanma sürecinde de gözlemlenir. Boşanma sürecinde ebeveyn kaybının yanında beklentileri karşılanmamış sevgi, öfke, kıskançlık gibi duygulanımlarda sürece eşlik etmektedir.   

Boşanma sürecinde yaşanan stresin yoğunluğu ve süresi oranında kişilerin psikolojik ve fiziksel sağlıkları etkilenir. Boşanmadan sonraki 12-18 aylar çocuklarının durumunun en kötü olduğu dönemlerdir. Çatışmalı ortamda uzun süre kalan çocuklar büyüdüğünde kendi evliliklerinde sağlam bir temel oluşturmadan çocuk sahibi olmak istemedikleri bilinmektedir.  

Ebeveyne yabancılaşma sendromu (parental alienation syndrome); doğrulanamayacak gerekçelerle diğer ebeveyne karşı çocuğun takındığı olumsuz duygudurum ve davranışlarla beraber ebeveyni karalamasıdır, bir başka deyişle diğer insanların etkisinde kalarak ebeveyni yabancılaştırma durumudur.    

Boşanma eşleri etkilediği kadar çocukları da etkileyen, onları yaygın ve süreğen strese, kaygıya, depresyona sürükleyebilen bir tablodur. Ebeveynleri boşanmış çocukların %30-40’ında tedavi gerektirecek bir psikolojik bozukluk ortaya çıkmaktadır. Boşanmayı bir çocuğun nasıl karşıladığı uzun vadede nasıl etkileneceğini belirlemez. Boşanma sürecinin başında örselenmiş ve problem yaşayan bir çocuk zamanla uyum sağlayabilirken, başlangıçta uyum sağlamış gibi görünen bir çocukta zamanla problemler ortaya çıkabilmektedir.    

Boşanma sürecine kız çocukları erkek çocuklara göre daha iyi bir uyum sağladığı ancak kız çocuklarının ergenlik ve genç erişkinlik döneminde daha fazla problem yaşadıkları düşünülmektedir.  

Boşanma süreci çocukları içinde bulundukları gelişim dönem özellikleri kaybederek bir önceki gelişim dönemi özellikleri göstermelerine neden olabilir. Anne babaya aşırı düşkünlük gösterme, eskiden sevilen bir eşyaya oyuncağa yeniden bağlanma parmak emme, inatlaşma, tutturma, uyku ve yemek sorunları, alt ıslatma şeklinde gerileme şikâyetleri ortaya çıkabilir. Bu şikâyetlerin birkaç ay sürmesi normaldir. Gerileme davranışlarının yoğunluğu karmaşanın büyüklüğüne ve ebeveynler arasında çatışmaların yoğun bağlıdır.  

Boşanma tüm çocukları korkutur. Kendilerinin de bir gün ebeveynleri tarafından istenmeyeceğini ve terk edileceğini düşünürler. Okul öncesi dönem çocuklarında, ebeveynleri tarafından eskisi gibi sevilmeyeceğine, yiyecek ve yatacak yer bulamayacağına dair korkulara neden olur. Ebeveynlerinden ayrılmazlar, ondan başka kimse ile kalmak istemezler, ayrılığa ağlayarak tepki verebilirler. Okul dönemi çocukları, terk edilme korkusunun hayatlarının nasıl etkileyeceğini anlama çabası içinde yaşarlar. Ne yaparlarsa terk edileceklerini merak ederler, ebeveynlerinin sabrını ve sınırlarını ölçerek yaşamlarının kontrolünü ele almaya çalışabilirler.  

Çocuk evden giden ebeveyninin ardından ağlayıp yas tutabilir.  Boşanma sonrası duyulan öfke sıklıkla arkadaş çevresine ve okula yansıtılır. Bazı çocuklar ise öfkelerini içe kapanarak ve dış dünya ile ilişkisini keserek yaşar. Böyle durumlarda çocuğun duygularını sözlere dökmesi için cesaretlendirmesi ve uygun ortam hazırlanması önemlidir.  

Çocuklar (özellikle de okul öncesi dönemde olanlar) boşanmanın nedeni olarak kendilerini görebilirler. Daha uslu olsalardı, bisikleti kırmasalardı, dersleri daha iyi olsaydı, anne ya da babalarını kızdırmasalardı belki de boşanma olmazdı diye kendilerini sorumlu tutabilirler. Çocuklara boşanmanın nedeninin kendilerinin olmadığı, bu kararın annenin ve babanın ortak kararı olduğu mutlaka belirtilmelidir ve sık sık çocuğa hatırlatılmalıdır. ‘Çocuklarım için boşandım’, ‘çocuklar için en iyi karar buydu’ gibi çocukları boşanmanın merkezine koyan açıklamalardan kaçınılmalıdır.  

Özellikle annelerin, boşanma sonrası çocuklara duygusal ve sosyal yatırımı fazla olabilmektedir ve bu durum çocukların kişilik gelişimlerini zorlayabilmektedir. Annenin çocuğu gece yanında yatırması çocuğa baba rolü yükleyebilir,  annenin otoritesini sarsabilir ve ebeveynlerin sınır koymakta zorlanmasına neden olabilir. Çocuğun davranışlarında ve kişilik gelişiminde sıkıntılara yol açabilir.         

Bazı çocuklar kendilerini yeteri kadar ifade edemediklerinde karın ağrısı, mide bulantısı, baş ve göğüs ağrısı gibi şikâyetler ortaya çıkarabilirler. Ayrılma kaygısı yaşayan çocuk okula gitmeyi reddedebilir. Okul fobisi gözlenebilir.  

ANNE VE BABALARA TAVSİYELER 

  • Çocuğa ayrı yaşamanın ve boşanmanın ne anlama geldiği anne ve baba tarafından (mümkünse anne ve baba birlikte) çocuğun bilişsel yapısına uygun bir biçimde anlatılmalıdır.  
  • Boşanmanın nedeninin çocuklar olmadığı açık bir şekilde belirtilmelidir.  
  • Boşanma sonrasında da hem anne hem baba tarafından sevilmeye devam edileceğini, en iyi şekilde bakılacağı anlatılmalıdır.  
  • Boşanma sonrası ortaya çıkan yeni düzen ayrıntılı bir şekilde ve anlatılmalı ve uygulanmalıdır.    
  • Çocuğun diğer ebeveynle ilişkisini mutlu ve sıcak bir şekilde devam ettirmek için cesaretlendirmelidir. 
  • Eski eş ile ilişkiyi mümkün olduğunca sorunsuz devam ettirmek, bazı konularda iş birliği yapmak, ayrı yaşam alanlarında benzer kurallar ve davranışlar sergilenmelidir. 

Eşlerin boşanmasının çocuklar üzerinde uzun vadede her zaman olumsuz sonuçları yoktur. Çocukların bu değişikliği nasıl uyum sağlayacakları önemlidir. Ebeveynler bu dönemde doğru tavır ve davranışlarda olmaları, çocukla doğru bir şekilde ilişki kurabilmeleri, anne ve baba çatışmasının ortasında çocuğu bırakmamaları, eski eş ile belli bir seviyede ilişkilerine devam edebilmeleri genellikle süreci olumlu etkilemektedir.

Volkan ŞAN
Volkan ŞAN
Çocuk ve Genç Psikiyatrisi
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.