psikologlarburda

YARININ STRESİ BUGÜNÜN CEHENNEMİ

12.04.2019
523
A+
A-
YARININ STRESİ BUGÜNÜN CEHENNEMİ
psikologlarburda

Merhaba Sevgili Okur. Uzun bir aradan sonra yeniden kalemi elime alıp yazmaya istek duyduğum bir anda içimden geçenleri paylaştığım bir dışavurum ile karşı karşıya kalacaksın bilgin olsun. 

Yazının konusuna süreçte karar vereceğim. Akışta kalırsan ne mutlu, kalmaz da burada noktalarsan güzel canın sağ olsun, sen sağ ben selamet. Her ne olursa olsun, ben akmaya karar verdim. Bazen gelecekle ilgili, yaşamımızla ilgili, vereceğimiz kritik kararlarla ilgili kaygıya kapılırız. Acaba doğru olanı mı yapıyorum? Acaba bu kararımdan daha sonra pişman olur muyum? Acaba bu karar beni ve başkalarını olumlu etkiler mi ya da dipsiz bir karanlığa sürükler mi? Acaba şöyle mi olur? Acaba böyle mi olur? Acaba? Acaba? Acaba?… Acaba’ larla dolu bir denizde sürüklenmek kadar sinir bozucu, yıpratıcı, can sıkıcı ve depresyona sürükleyici başka bir şey düşünemez bir haldeyim şu an. Başka bir şey varsa da aklıma gelmiyor. Gündemim dışında Kapsama alanıma giren bu kaygılı durum üzerine bir süredir kafa patlatıyorum sevgili okur. Geldiğim sonuç ise gerçekten ironik oldu: “Amaaaaaann takma boşver !” Bir Uzman Klinik Psikolog olarak bu sonuca varacağımı ve bunu kaleme alacağımı, okurlarımla buluşturacağımı hiç düşünmemiştim doğrusu. Ancak gördüm ki gelecek ile ilgili kaygılar günümü zehir ediyor. Yaşantımı güzelleştirmediği gibi geçen anımı da benden alıp , arkasına bakmadan gidiyor. Sonra ne mi oluyor? Hiç! Hakikaten… Kocabir Hiç! Bana kalan bu HİÇ ile oturdum bir süre konuştum. Sen nesin, necisin, kimsin, benimle derdin ne? Aldığım cevap bil bakalım ne oldu? “Hiç”. Bir HİÇ için mi ben bu kadar üzüldüm, kedere boğdum güzelim canımı? Bir hiç için mi gülmeyi özledim, güldürmeyi unuttum? İnan bana “Hiç” denen suratsız yaratık ne arkasına döndü baktı, ne halimi hatırımı sordu, ne yüzüme güldü ne tepki verdi. Bir baktım yine kendi kendimle konuşmaktan başka bir şey yapmamışım. Adam yerine koyup, alp karşıma oturttuğum, hatta bir de demli çay ısmarladığım “Hiç” ; ne yüzüme baktı ne derdimi anladı. Üstelik ısmarladığım çayı da içmedi. Güzelim çay buz gibi oldu. Bilsem ona ısmarlamaz ikinciyi de kendime söylerdim. Karşısında şöyle höpürdete höpürdete içerdim. Ama artık biliyorum. Kocaman bir HİÇ uğruna ne çayımı soğuturum ne derdimi büyütürüm! Hiç de hiçliğini bilecek arkadaş! O “Hiç” bu masaya gelecek! Geldiği gibi de gidecek ! O kadar! Tamam tamam çok gaza geldim farkındayım. Sözün  özü sevgili okur, gelecek daha gelmedi. Geçmiş zaten geçti, bitti, gitti. Şimdiyi de kimse kusura bakmasın, bir hiç uğruna yakıp yıkıp kül edemem. Elimde bir tek şimdi var! Gelecek de geldiği zaman yaşar görürüz evelallah. Acele etmemek lazım. Şöyle rahatlamak lazım. Bak şu an kuş gibiyim mesela. Derdimi bir kenara astım. Gelsin de geldiği zaman doya doya yaşarım. Kafamda büyütüp büyütüp kendime ekleye ekleye kamburlaşmışım fark etmeden. Dedim ben bunu hele şöyle köşeye bırakayım. İlla gelmek istiyorsa o dert zaten gelip beni bulur. Ben niye sırtımda taşıyayım? Gelince düşünür, gelince sıkılır, gelince üzülürüm.

Üzülmeyi gömlek gibi sırtıma giymeye, onu büyütmeye, ona bedenimde anlam katmaya ne gerek var? Gömleği gömlek yapan, ona şekil veren ben değil miyim? Ben giydiğimde anlaşılıyor kolu, düğmesi, bilmem nesi… Ama benim canım bu günlerde hiç gömlek giymek istemiyor! Hem de HİÇ… 

Asena Merve ERGUN
Asena Merve ERGUN
**Çocuk, Ergen ve Yetişkin Terapisti **İşitme Engelli Bireyler Terapisti **Cinsel Terapist Uzman Klinik Psikolog Bilgi ve randevu için: 05360570790 merveergun@msn.com
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.