psikologlarburda

YAŞAMAK İSTİYORUZ

24.08.2019
303
A+
A-
YAŞAMAK İSTİYORUZ
sasoftmedia

Öyle böyle değil, dibini sıyırmak istiyoruz yaşamanın. Mesela sokakta kahkaha atmak istiyoruz, ağız dolusu kahkahalar..

Mesela başı açık, kapalı diye sınıflandırılmadan, saçımızın bir telinin gözükmesiyle sınırlandırılmadan yaşamak istiyoruz, kiralık ev de olmak istemiyoruz, kiralanmış ev de.. Mesela birilerinin bacak aramıza yerleştirdiği namus baskısından kurtulmak istiyoruz, kimsenin namusu olmak istemiyoruz…

Yaşamak istiyoruz, hem de öyle böyle değil…

Emine Bulut ölmeden önce ağlayarak senelerdir söylediğimiz sözleri söyledi, “Ölmek istemiyorum…” bu tabloyu daha da acı hale getiren kızının annesinin yüzünü okşayarak, ‘’Anne gitme, ölme’’ demesiydi…

Emine Bulut boşandığı, sabıkası kabarık bir erkek tarafından öldürüldü, diğer tüm kadınlar gibi hayatını yaşamak istediği için belki de.. Görüntüyü izleyen bizlerin bile içinden çıkamadığı bu durumu yaşayan henüz 10 yaşında bir çocuk var şimdi ortada. Annesi ölmüş, babası ‘annesini öldürdüğü için’ hapiste, annesinin ölümünü seyretmiş, feryatlarını dinlemiş, annesinin ölümüne tüm çıplaklığıyla tanık olmuş bir çocuk.. Binlerce kadın gibi Emine de acımasızca öldürüldü…

Oysa Özgecan öldürüldüğünde ‘Özgecan Yasası’ çıksaydı, 6284 sayılı kanun uygulansaydı, toplumu bilinçlendirmek adına çalışmalar yapılsa, demeçler verilseydi, ‘annenizden tahrik olur musunuz, olmaz mısınız?’ diye tartışacağına din alimleri, toplumu daha iyiye götürmek için tartışsalardı, siyasiler sadece oy için değil, oyalamak için değil gerçekten toplumla toplumsal sorunlarla ilgilenselerdi bugün Emine yaşayabilirdi. Toplumsal kurumlardan biri gerektiği gibi işlemediğinde tümü hastalanacaktır. İçten içe çürüyen bir toplumsal yapıyla karşı karşıyayız ve debeleniyoruz. Senelerdir kadınlar öldürülmesin diye debeleniyorum mesela, bir diğeri senelerdir hayvanlar öldürülmesin diye debeleniyor, şiddete karşı debeleniyoruz, olumsuzluklara karşı debeleniyoruz….

Yapıyoruz, mücadele ediyoruz, ama zannetmeyin ki korkmuyoruz. Korkuyoruz da. Bu ülkede kadın olmak bir korku filminin içinde yaşamak gibidir, sıranın ne zaman bize geleceğini bilmeden bir canavarla mücadele etmek gibi, peki nedir bu canavar? kim yaratıyor, kim besliyor bu canavarı? Bu soruların cevabı öyle salt ‘zihniyet’ değil, bu soruların cevabı çok uzun. Bu canavar kadını aşağı gören insanların televizyonlarda verdikleri demeçler, kadına şiddeti, cinayeti öven diziler, bu canavar kadını aşağılayan siyasiler, bu canavar 12 yaşında bir çocuğu kendisini istismar eden insanla evlendirmeye çalışanlar, bu canavarın adı basılı yayın unsurları, çıkan haberlerde failleri aklayanlar, bu canavar adalet sistemi, iyi hal indirimi bu canavar, bu canavar her gün büyüyen bir canavar, izlediğimiz, engel olmaya çalıştığımız, olamadığımız bir canavar.

O kadar çok bu son olsun dedik ki, son olacağına inancımız kaldı mı bilmiyorum, ne olacak inanın ben de bilmiyorum. Ama umut var, umut hep var olacak. Emine Bulut’un ölümüyle gözleri açılanlar olacak, belki kendilerini koruyacaklar bu sondan, belki kaçacaklar ama bazıları kurtulacak.

Emine Bulut için mücadele edenler olacak, Emine hep yaşayacak, diğer tüm kız kardeşlerimiz gibi önce kalbimizde, sonra vicdanımızda ve elbette mücadelemizde.

Meltem ERDİNÇ
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.